www.bulentakyurek.org yazıları
BİZE CEHENNEM RAHMETTİR! PDF Yazdır E-posta
Yazar Bülent AKYÜREK   
Pazar, 07 Mart 2010 13:03

Usta çırak kalmadı, büyük küçük kalmadı, iyi kötü kalmadı şerefsize “Şerefsizsin” diyemediğimiz bir çağdayız. Kibir bize yakışmıyor ama tevazuyu abartan ayak altı oluyor. Müslüman Müslüman’ın celladı oldu. Hepimiz kasabalılık yaşıyoruz. Küçük adamın kibri yedi boğum yılan misali her alanımıza giriyor, şevkimizi kaçırıyor, dünyamızı karartıyor.

Öyle lanet bir çağdayız ki cahil ile âlimin yolu kesişebiliyor. Alim radyo veya televizyondayken kasabasında iki kitap okumuş, kendini beğenen bir adam telefona sarılıp ona soru yöneltiyor, kendi kafasınca aşağılıyor…

 
BÜLENT AKYÜREK’ten ERMENİ DOSTLUĞU İÇİN TOKİ EVLERİ YÖNTEMİ PDF Yazdır E-posta
Yazar Bülent AKYÜREK   
Cuma, 05 Mart 2010 12:01

Memleketin bir çok sorununu getirdiği benzersiz önerilerle çözüme kavuşturan yazarımız Bülent Akyürek şimdi de Ermeni meselesini çözdü.Tüm devlet erkanının "ulan ben bunu niye düşünemedim daha önce" diye hayıflanacağı, vatandaşlarımızın hayır dua edeceği yöntem, yazının devamında..

 
KISKANMAK KENDİNİ SEVMEKTİR! PDF Yazdır E-posta
Yazar Bülent AKYÜREK   
Çarşamba, 03 Mart 2010 23:41

Tarih, biz olmasak da akar ama kendi kişisel tarihimiz hareket etmediğimiz an durur. Tefekkür, ibadet ve zikirsiz yaşadığımız saniyelerin dışında attığımız her an cehennem ya da cennetin azığıdır.

Hareket, kaderin boş sayfası. Hangi niyetle ayağa kalktığımız, hangi niyetle yürüyüp nereye gittiğimiz hatta kötülüklerden kaçarken yorulan bacaklarımız, işte bütün bunlar bize şahitlik yapacaklar.

Kapitalizm oturanı sevmiyor. Zaten, bütün gününü hareket halinde ibadet eden insanlar da onların düşmanıdır. “Ey insan, ayağa kalk ve tüket.” kapitalizmin en önemli ayetidir.

 
SARHOŞU BİLE “ALLAH” DİYE NARA ATAN BİR TOPLUMDAN UMUT KESİLİR Mİ? PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör Amca   
Pazar, 28 Şubat 2010 01:33

Bir kişi bile cihana bedeldir. İslâm, simyaya inanır yani tenekeden altın yapabiliriz. Evdeki kırık tabağını, bardağını yıllarca dışarıya atamayan, yağ tenekelerini saksı diye kullanan insanımız bir insanı en küçük hatasında dışarı fırlatıyor, merhamet!

Yırtık çoraplarına bile müsrif davranmayan kardeşlerimiz niçin kendi kardeşlerini tek hatayla dinden kovar, itekler, günah değil mi?

 
HUZUR İSLAM’DA DEĞİLDİR, ÇÜNKÜ HUZUR KONFORDUR! PDF Yazdır E-posta
Yazar Bülent AKYÜREK   
Cumartesi, 27 Şubat 2010 14:37

Şüphesiz, cihan peygamberi Hz. Muhammed’in her adımını tek tek incelemek, üstünde düşünmek ve güncellemek gerekiyor.

Öyle bir zamana geldik ki kimse ötekinin acısını paylaşmıyor, onun için dua etmiyor, Müslüman Müslüman’ın derdiyle dertlenmiyor, huzuru kaçmıyor. Yıllardır “Hidayetten sonra bende huzur kalmadı, hani huzur İslam’daydı?” diye yaptığım ironi budur?

 
DOSTLUK ÜZERİNE… PDF Yazdır E-posta
Yazar Bülent AKYÜREK   
Cuma, 26 Şubat 2010 14:47

Dün, facebook’ta birileri benim yerime insanları “Okey” oynamaya davet edince ortalık yoruma boğulmuş. Ayda yılda bir girebildiğim evimde hasta yatarken telefonlar geldi. Zar zor kalkıp baktım. Aman Allah’ım “Bülent Akyürek böyle yaparsa…” diye başlayan cümleler, onlara verilen karşılıklar, daha neler neler!

 
HİMMET Mİ BUĞDAY MI? PDF Yazdır E-posta
Yazar Bülent AKYÜREK   
Salı, 23 Şubat 2010 22:54

Vapur iskelelerinde büyük iş makinesi tekerlekleri vardır, biliyorsunuz… Vapur iskeleye geldiğinde hem iskele duvarı hem de vapur bir zarar görmesin diye koyulurlar oraya.

Hayatım, bağımsız bir yazarlığın ve kalemin onurunu koruyabilmek adına fukaralıkla geçti… Aç susuz yaşadım ama şikayet edince hemen suyun üstüne çıkıp ağızlarına geleni söylediler. Bu yıl 64 söyleşi yaptım ama sadece yedi yıllık botuma bir bağcık alabildim. Üstümdeki on yıllık inek derisi rengindeki paltomu zaten biliyorsunuz… Buna rağmen bazıları sinsice “Paraları nereye gömüyorsun abi?” diyorlar. Bu cümleyi duyunca kimyam bozuluyor.

 
İYİLİK, KÖTÜLÜK ve HEYKELLERİN GÖLGESİ… PDF Yazdır E-posta
Yazar Bülent AKYÜREK   
Pazartesi, 22 Şubat 2010 18:51

Selçukluların henüz Müslümanlaşamamış insanlar olduğunu bugün Osmanlı mimarisiyle karşılaştırarak anlıyoruz.

Selçuklu mimarisinde taş ve tuğla vardır. Anadolu ve dünyada halen Selçuklu eserlerinin varlığı taşa bağlıdır.

Osmanlı; sadece cami, çeşme, köprü gibi kamuya hizmet edecek eserlerini çok sağlam olsun diye taştan, mermerden yaptı ve bu tavır harikadır. Çünkü bir cihan devleti olarak hep geleceği düşündü.

 
LEYLA ile MECNUN ve ROMEO ile JÜLİET ARASINDAKİ FARKLAR… PDF Yazdır E-posta
Yazar Bülent AKYÜREK   
Salı, 16 Şubat 2010 22:21

Leyla ile Mecnun çöldedir. Ayakları toprağa basar. Mecnun Leyla’yı görmek için kafasını kaldırdığında Allah’ı görür.

Romeo, Jüliet’in balkonunun altındadır. Yani, ona seranatlar yaparken kafasını kaldırdığında Allah’ı değil Jüliet’i görür.

Romeo, her yerde Jüliet’i anlatır, aşkını pazarlar. Mecnun Leyla’sını sayıklayıp avamın ayağına düşürmemek için çöle çekilir ve ceylanlarla filan konuşur. Yani aşk bizi sarhoş ettiğinde tek başına çölde, odamızda, evimizde kor olmayı, yanmayı, başkalaşmayı öğretir.

Aşk şiirlerine ve duygusallığa olan kızgınlığımın temelleri budur aslında. Delikanlıca birini sevemeyen ve yüreğini aşkına mezar edemeyen basit insanlarla yaşıyoruz. Aşk, eskiden olgunlaştırırdı şimdi çocuklaştırıyor, hırçınlaştırıyor.

Şimdi kızlarımıza söylüyorum: Size şiir yazmayan, saçını taramadan yanınıza gelen ama namazlarını tam olarak kılan yiğitleri önemseyin.

 
ZENGİNLER ARAYA GÜZEL MESAFELER KOYARLAR MESELA SEKRETERLERİNİ… PDF Yazdır E-posta
Yazar Bülent AKYÜREK   
Salı, 16 Şubat 2010 01:29

Fakirler arkadaşlarıyla, akrabalarıyla dip dibe, diz dize yaşar ve kavga anında düşmanlarıyla burun buruna gelirler. Onların arasında Allah ve şeytandan başka kimse yoktur.

Bizler bir hata yapınca suçu ikinci bir adama yükleyemeyiz. Arada kimsenin olmaması durumu bizi bazen lakayt, ağzı bozuk ve düşman sahibi yapar.

Dip dibe, iç içe, toplu taşım araçlarında işe, okula gidip geldiğimizden burnumuz hep akar, yılın yarısını grip geçiririz. Bir insan halen bulaşıcı hastalığa yakalanıyorsa fakirlikten kurtulamamış demektir.

Fakirlerin “Bana bir şey olmaz!” felsefesi vardır. Aslında bunun felsefeden çok karşı tarafı rahatlatma, duvarları kırma psikolojisi ve içten içe bir kahır olduğunu herkes bilmelidir. “Bana bir şey olmaz abi, merak etme sen!”

 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 - 3

ETKİNLİK HABERLERİ

BÜLENT AKYÜREK ANKARA İLAHİYAT FAKÜLTESİ'nde söyleşi ve imza yapacak.
Ankara İlahiyat Fak. YUNUS EMRE KONFERANS SALONU
BEŞEVLER BAHRİ ÜÇOK CADDESİ - BEŞEVLER- ANKARA
TARİH: 16 MART SALI
SAAT:17,00


14 MART YOZGAT, 20 MART ZEYTİNBURNU İSTANBUL, MART AYI İÇİNDE SAKARYA, ESKİŞEHİR, KARAMAN VE ÇORUM, VİYANA' da olacak... Ayrıntılar ve yer, saat zamanı geldikçe burada verilecek ama "Ben o zamana kadar çatlarım" diyorsanız bulent@bulentakyurek.org adresine mail atın söylemeye çalışırız.

-----------------------------------------

TÜM ETKİNLİKLER

Burada Kimler Var?

Şu anda 8 ziyaretçi çevrimiçi