| DİKKAT, KADIN AYNAYA BAKIYOR! Paylas |
|
|
|
| Yazar Bülent AKYÜREK | |||
| Pazartesi, 08 Şubat 2010 23:45 | |||
|
Bir erkek aynaya bakarken başka bir kadının ve bir kadın aynaya bakarken başka bir erkeğin gözleriyle kendisine bakar. Doğu’da, İslâm kültüründe aynaya bakmanın tehlikesi kanımca buradan kaynaklanıyor. Daha önceki bir yazımda paylaştığım gibi “Eskiden yeni evlenen kız, ya aynasını kırar ya da başka bir bekar kıza hediye ederdi.” Çünkü evlenen kızın artık başka bir erkekten umudu kalmamıştır. Kafasında boşanmak yoktur, babasının evine ancak ölüsü dönecektir ve o çocuklarının anası olacaktır. Şimdi modern kadınlar üç cocuk doğurup akabinde plastik cerrahlara koşarak göğüs tazeliyorlar. Bebek sahibi olup anne olamıyorlar! İnsan bir kez aynaya ötekinin gözleriyle bakmayıversin. Orada şehvetin, tutkunun, arzulanmanın şeytani tuzağına düşer. İslamda örtünmenin espirisi buradadır. En sevdiklerimizi kurban etmeden iyi bir mümin olamıyoruz. Meselâ; fıtratı gereği kadınlar güzelliklerini gösteremedikleri an eksiklik duygusu yaşarlar, mutsuz olurlar. Müslüman bir kadın güzelliğini evlendikten sonra başka erkeklere kurban etmelidir, yasaklamalıdır.
Kadın, hayatı boyunca göz önünde olmak ister, görünmediği an yok olur, depresyona sürüklenir. Kendisini görünmez kıldığında cenneti yarı yarıya hak eder. Nefsiyle cihad eden kadının, örtünmesi aynaya bakmaması kâfidir! Kadınlara zor gelen diğer bir husus da dört kadın meselesidir… Dört eşe yanlış bakan modern kadın esasen dört kadının yapabileceği işi tek başına yapıyor? Tek eş, uzmanlaşamıyor. Uzmanlaşmaktan bahseden modern dünya dört eşi duyunca niçin burun büker anlamıyorum. Meselâ, biri yemekte, biri annelikte, biri işte, biri müzikte uzmanlaşıp evi çekip çevirseler nasıl olur? Muhteşem değil mi? Evin bütün işlerini tek eşine yaptıran Müslüman erkekler bu zulmün, kul hakkının farkında değiller mi sanıyorsunuz? Dört eşe karşı gelen modernizm dört metrese izin veriyor ama! İnsan, aynaya baktığı an kendisini restore eder. Düzenler. Varsa eğer çirkinliklerini, estetik taraflarını görmeye başlar. Modern insanın mutsuzluğu, varoluş problemleri genellikle aynaya bakmak ve kendi yaratılışını beğenmemekle oluşuyor. Kimse aynaya bakıp “Rabbim beni ne güzel yaratmış” demiyor. Burnumuzdaki iki santimlik eğrilikten dolayı Allah ile didişip yoldan sapıyoruz, hesap soruyoruz, varlığımıza, yaratılışımıza razı olmuyoruz. Oysa eksikliklerimiz cennete giden yoldaki azıklarımızdır. Eksikliklerimizi görmeyip bizi yaratan Allah’ı (Tövbe haşa) bağışlamayı bilirsek kul ile Allah arasına sivilce giremeyecek. Gerçekten de ham kul tıpkı bir ergen gibi burnunda çıkan sivilceden dolayı aynayla, Allah’la didişebiliyor. Aynalarla barışamadığımız müddetçe mümin olamayacağız, İslâm’ın sırrına eremeyeceğiz. İşte, aynanın arkasındaki sır bu! Ne demişti Oturan Boğa: “Biz yenildik, çünkü kadınlarımız beyaz adamların aynasından kendilerine baktılar…” Mesele basit… Öteki olmadan, ötekinin gözleriyle kendimize bakmadan ve Allah’ın verdiği uzuvlarımızı plastik cerrahların fırça darbelerine teslim etmeden yaşamayı öğreneceğiz. Çünkü bir kez burnumuzu yaptırırsak, bir daha kendi çocuğumuzun kokusunu bile doktorların duygularıyla alacağız. Oysa çocuğun babası belli! Öyle değil mi? Ugh!
|
ETKİNLİK HABERLERİ
BÜLENT AKYÜREK KIRIKKALE'de ( 10 mart 2010 akşam 20.00'da) İlim Yayma Cemiyeti Hasan Sağlam Öğrenci Yurdu. Ankara Yolu üzeri. TEL. 0318.218.72.17

BÜLENT AKYÜREK 10 MART KIRIKKALE, 14 MART YOZGAT, 20 MART ZEYTİNBURNU İSTANBUL, MART AYI İÇİNDE SAKARYA, ESKİŞEHİR, KARAMAN VE ÇORUM, VİYANA' da olacak... Ayrıntılar ve yer, saat zamanı geldikçe burada verilecek ama "Ben o zamana kadar çatlarım" diyorsanız bulent@bulentakyurek.org adresine mail atın söylemeye çalışırız.
-----------------------------------------






